Bilgisayarımın başında oturmuş, LinkedIn’de “entry level” yazıyorum. Saat gece 1. İstanbul’dan yeni taşınmışım, üç ay olmuş. Banka hesabımda giderek azalan bir rakam var ve henüz hiçbir yerden olumlu cevap almamışım. O gece kendime şunu söyledim: “Belki bu iş benim için değil.” Şimdi geriye dönüp bakınca gülüyorum. Ama o an gerçekten zordu.
Başvuruların Karadeliklere Düştüğü Dönem
Amerika’ya gelmeden önce kafamda şöyle bir senaryo vardı: CV’mi gönderirim, birkaç röportaj olur, iş bulursam. Hayat böyle işlemedi.
İlk iki ayda yaklaşık 130-140 başvuru yaptım. Bunların büyük çoğunluğundan hiç cevap almadım. Gerçekten hiç. Ne “Hayır teşekkürler” ne “İnceleyeceğiz.” Sadece sessizlik. LinkedIn’de “Viewed by recruiter” yazısını görüp heyecanlanıyordum, sonra günler geçiyor, hiçbir şey olmuyordu. Bu beni en çok yoran kısımdı. Reddedilmek bile beklemeye bedeldi en azından.
Bir de şunu fark ettim: Türkiye’deki CV formatım burada işe yaramıyordu. Fotoğraf koymak burada garip karşılanıyor mesela. “Objective” bölümü modası geçmiş. İki sayfalık CV yerine tek sayfa bekleniyor. Bunları zamanla öğrendim, kimse baştan söylemiyor.
Networking Kelimesinden Nefret Etmeye Başlamıştım
Herkes “Networking yap” diyordu. Ben de “Tamam, nasıl?” diyordum. Yabancı bir şehirde kimseyi tanımıyorsun, LinkedIn’de rastgele insanlara mesaj atmak tuhaf geliyor. İlk başta birkaç kez denedim, kimse cevap vermedi, vazgeçtim.
Sonra bir şey yaptım. Üniversiteden bir hocamın tavsiyesiyle Türk profesyonellerin bulunduğu küçük bir WhatsApp grubuna girdim. Bir gün o grupta biri “Firmamızda açık pozisyon var, junior seviye, kimse var mı?” diye yazdı. Ben de hemen yazdım. Tanımadığım biri, ama Türkçe konuştuk, beş dakika içinde CV’mi istediler.
O firma beni işe almadı, ama o kişi CV’mi başka birine iletti. O “başka biri” de beni bir röportaja davet etti. İşte o röportajdan iş çıktı. Yani networking gösteriş değil, aslında sadece doğru anda doğru kişinin seni hatırlaması. Benim için bu bambaşka bir anlam kazandı.
Röportaj Süreci: Kültür Farkı Burada da Vardı
Türkiye’deki iş görüşmelerinde genellikle formel bir ortam olurdu, resmi sorular, ciddi yüzler. Buradaki ilk röportajımda karşımdaki adam bana “So, tell me about yourself” dedi ve çok samimi bir şekilde güldü, kahve teklif etti. Ben kafayı yedim biraz. “Bu ciddi mi değil mi?” diye düşündüm.
Bir de “behavioural questions” meselesi var. “Zor bir durumla nasıl başa çıktın?” türünden sorular. Bunlara hazırlıklı olmak lazım. STAR yöntemi denen bir format var: Situation, Task, Action, Result. Bunu öğrenmeden gittiğim röportajlarda tökezledim. Öğrendikten sonra çok daha rahat ettim.
Üç aşamalı röportaj sürecim yaklaşık üç hafta sürdü. Her seferinde farklı biriyle konuştum. Yorucuydu ama şunu söyleyeyim: Sizi ciddiye alarak sorular soruyorlar. Bu kendi içinde güven verici bir şey.
İlk Maaş ve Vergi Şoku
Teklif geldiğinde yıllık rakamı gördüm, mutlu oldum. Sonra ilk maaşı hesaba geçince rakam çok farklıydı. Federal vergi, eyalet vergisi, sosyal güvenlik, sağlık sigortası kesintisi… Brüt ile net arasında ciddi bir fark var. Benim durumumda yaklaşık yüzde 25-30 arasında bir kesinti oldu. Buna hazırlıklı olun.
Bir de W-4 formu var, işe başlarken dolduruyorsunuz. Ne yazdığınız verginizi etkiliyor. Ben yanlış doldurdum, yıl sonunda biraz ekstra vergi ödedim. Küçük bir muhasebeciye danışmak iyi bir fikir, özellikle ilk yıl.
Ama şunu da söyleyeyim: O ilk maaşın hesaba geçtiği günü hatırlıyorum. Küçük bir mutluluk hissi vardı içimde. Sadece para değildi o his. “Burada tutunabiliyorum” demekti biraz.
Geriye Dönük Kendime Ne Söylerdim
Bir şeyi değiştirebilseydim, ilk günden itibaren Türk profesyonellerle bağlantı kurardım. Gurur meselesi yaptım bunu başta, “Kendi başıma yaparım” dedim. Olmadı öyle.
CV’yi erken düzeltin. Amerikan formatını öğrenin. Behavioural sorulara hazırlanın. Ve en önemlisi: Cevap gelmemesi kişisel değil. Sistem böyle çalışıyor, özellikle büyük şirketlerde. Küçük ve orta ölçekli firmalara da başvurun, oralarda gerçek insanlar okuyor CV’nizi.
Bu yolu düşünüyorsanız ve henüz başlamadıysanız şunu söyleyeyim: Zor, evet. Ama imkansız değil. Ben 130 başvurudan birine dönüştüm. O bir tane yeterliydi.
