"Enter"a basıp içeriğe geçin

USCIS’in Haziran 2026 Çalışma İzni Kısıtlaması: Ne Değişiyor?

USCIS’ten Çifte Sarsıcı Hamle: Çalışma İzni Kısıtlaması ve Green Card Devrimi

Haziran 2026’nın ilk haftası, ABD’de yaşayan veya göç etmeyi planlayan yabancı uyruklu kişiler için son derece kritik gelişmelere sahne oldu.
5 Haziran 2026’da USCIS, “Belirli Yabancı Uyrukluların İsteğe Bağlı Çalışma İzni Hakkının Açıklanması” başlıklı yeni bir kural taslağını (notice of proposed rulemaking) yayımladı.
Bu adım, Mayıs 2026’nın sonunda duyurulan Green Card politika değişikliğiyle birleşince, ABD göçmenlik sistemi yalnızca birkaç haftada tarihsel bir dönüşüm geçirmiş oldu.

Çalışma İzni Başvurularında Neler Değişiyor?

Önerilen kural, üç grup yabancı uyruklunun çalışma iznine (EAD) erişimini önemli ölçüde kısıtlayacak: insani gerekçeyle ABD’ye kabul edilenler (parolees), ertelenmiş eylem (deferred action) statüsündekiler ve sınır dışı edilme kararı kesinleşmiş kişiler.

Önerilen kurala göre bu kişiler, yalnızca USCIS’in takdir yetkisini lehlerine kullandığı durumlarda çalışma iznine hak kazanabilecek. Başvuru sahiplerinin genel olarak ekonomik gereklilik kanıtlaması, biyometrik veri (parmak izi vb.) vermesi, diskalifiye edici bir sabıka kaydının bulunmaması ve suç örgütü ya da çete bağlantısının olmaması gerekecek.

Mayıs 2026’da Başlayan Green Card Depremi

Bu yeni kural taslağından yaklaşık iki hafta önce,
21 Mayıs 2026’da USCIS, ABD içinden yapılan Green Card başvurularını ele alan PM-602-0199 numaralı bir politika memorandumu yayımladı.

USCIS bu memorandumla, yurt dışındaki bir ABD konsolosluğunda yürütülen göçmen vize sürecini çoğu kişi için kalıcı oturma iznine (Green Card) giden varsayılan yol olarak tanımladı; ABD içinden yapılan Adjustment of Status (AOS) başvuruları ise artık takdire bağlı bir seçenek olarak değerlendirileceği belirtildi.

USCIS başlangıçta bu politikanın büyük çoğunlukla Green Card başvurularını etkileyeceğini ima etmiş, daha sonra ise uygulamanın vaka bazlı yürütüleceğini açıklamıştır. Bu durum pek çok başvurucu için belirsizliği artırmaktadır.

Politika değişikliğinin çok daha az etkileyeceği öngörülen grup ise H-1B ve L-1 vize sahipleri ile bakmakla yükümlü oldukları kişilerdir; çünkü bu vize türleri yasal olarak “çift niyet” (dual intent) ilkesine dayanmaktadır.

Dual intent, bir kişinin H-1B veya L-1 geçici çalışma vizesiyle ABD’de yasal olarak geçici ikamet etmeyi planlarken aynı anda kalıcı oturma izni başvurusu yapma niyetini de sürdürebileceği anlamına gelir.

Çalışma İzni Kararında Kurumlar Arası Gerilim

Nisan 2026 Visa Bulletin’i, istihdam bazlı EB-2 ve EB-3 kategorilerinde öncelik tarihlerini “current” (cari) ilan etmişti; bu, yıllardır görülmemiş bir hamleydi. ABD’li işverenler bu habere sevinçle karşılık vererek çalışanları adına AOS başvurusu yapmaya hazırlanmaya başladı.
Ancak
USCIS, Mayıs ve Haziran 2026 Visa Bulletin’lerinde belirli EB-2 ve EB-3 kategorilerindeki tarihlerin cari kalmasına rağmen, başvuruların değerlendirilmesinde “Başvuru Tarihleri” (Dates for Filing) grafiği yerine “Kesin İşlem Tarihleri” (Final Action Dates) grafiğini esas alacağını açıkladı.

Haziran 2026 itibarıyla USCIS, aile bazlı başvuruların tümü için Visa Bulletin’in “Başvuru Tarihleri” grafiğini, istihdam bazlı başvuruların tümü için ise “Kesin İşlem Tarihleri” grafiğini esas alacağını duyurdu.

Bu Gelişmeler Türkiye’den Gidenler İçin Ne Anlama Geliyor?

Türkiye, ABD göçmenlik sistemindeki pek çok kategoride “diğer ülkeler” (all other countries) grubunda yer alıyor. Bu durum hem avantaj hem de dezavantaj yaratıyor:

  • H-1B ile çalışanlar: Dual intent statüsü korunuyor; Green Card sürecini ABD içinden yürütmek hâlâ mümkün. Ancak yeni AOS memorandumu kapsamında USCIS memurlarının daha geniş bir takdir yetkisi kullanacağı göz önünde bulundurulursa,
    yeni memorandum bu çerçeveyi değiştiriyor ve memurların her başvuranın göç tarihçesini daha kapsamlı biçimde değerlendirmesini öngörüyor.
  • Geçici statüde olanlar (öğrenci, turist, parolee):
    Artık ABD’de geçici statüde bulunan ve Green Card almak isteyen bir yabancı uyruklu, olağanüstü koşullar olmadıkça ülkesine dönerek başvuruda bulunmak zorunda kalabilir.
  • Çalışma izni başvurusu yapacaklar:
    USCIS’in çelişkili mesajları başvurucular, işverenler ve hukuk profesyonelleri arasında ciddi kargaşa ve paniğe yol açmaktadır.
    Bu nedenle Türk vatandaşlarının EAD başvurularını mutlaka bir göçmenlik avukatıyla değerlendirmesi önerilir.
  • EB-2 / EB-3 istihdam bazlı Green Card bekleyenler: Türkiye “diğer ülkeler” kategorisinde olduğundan,
    EB-2 “diğer ülkeler” kategorisi Haziran itibarıyla Kesin İşlem Tarihleri grafiğinde hâlâ “current” (cari) konumdadır.
    Ancak bu avantajdan yararlanmak için acil harekete geçmek gerekmektedir.
  • Hukuki belirsizlik:
    Ne yazık ki bu memorandum etrafındaki belirsizliğin yakın gelecekte süreceği anlaşılmaktadır. Memorandumun Kongre tarafından çıkarılan yasayla bağdaşmadığına dair ciddi görüş ayrılıkları olduğundan, hukuki itirazlarla karşılaşılabileceği öngörülmektedir.

Sonuç olarak: Haziran 2026, ABD göçmenlik tarihinde ciddi bir kırılma noktası olmaktadır. Türkiye’den ABD’ye gidecek ya da halihazırda orada yaşayan herkesin güncel gelişmeleri yakından takip etmesi ve önemli kararlar öncesinde uzman desteği alması büyük önem taşımaktadır.

Kaynaklar

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Göçmenlik kuralları sık değişebilir; başvuru yapmadan önce resmi kaynakları (uscis.gov, travel.state.gov) kontrol edin ve bir göçmenlik avukatına danışın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir