USCIS’ten Sarsıcı Politika Değişikliği: ABD İçinden Green Card Başvurusu Artık “Olağanüstü Durum”
ABD göçmenlik sistemi, Mayıs 2026’nın son haftasına damgasını vuran köklü bir politika kararıyla sarsıldı.
21 Mayıs 2026’da USCIS, PM-602-0199 numaralı politika memorandumunu yayımlayarak “statü değişikliği” (adjustment of status / Form I-485) başvurusunu —yani ABD topraklarından çıkmadan Green Card almanın yolunu— olağan bir süreç değil, “olağanüstü bir kolaylık ve idari bir lütuf” olarak yeniden tanımladı.
Bu hamle, ABD’de geçici vizeyle bulunan on binlerce kişiyi, aralarında Türkiye’den giden binlerce öğrenci, çalışan ve girişimciyi doğrudan ilgilendiriyor.
Memorandum Ne Diyor? Temel Değişiklikler
USCIS, PM-602-0199 ile statü değişikliğinin —Göçmenlik ve Milliyet Kanunu’nun (INA) 245. maddesi kapsamındaki bir hak değil— tamamen takdire bağlı ve idari bir ayrıcalık olduğunu ilan etti.
Peki bu pratikte ne anlama geliyor?
- Yeterlilik artık yetmeyebilir:
Memorandum Green Card almaya hak kazananları değiştirmiyor; memurların bu başvuruları değerlendirirken takdir yetkisini nasıl kullanacağını değiştiriyor. Bu ayrım kritik önem taşıyor ve memorandumun ilk yorumlarında belirsizliğin temel kaynağı bu. - Olumsuz etkenler aktif biçimde aranacak:
Memorandum, memurlarına göç ihlalleri, süresi geçmiş kalış, izinsiz çalışma, önceki tutuklamalar ve kabul amacıyla bağdaşmayan davranışlar gibi olumsuz faktörleri aktif olarak tartmalarını emrediyor; onay karinesi açıkça reddediliyor. - Yurt dışına çıkış baskısı:
Memorandum, ABD’ye geçici vize sahipleri (öğrenciler, çalışanlar, turistler) olarak girenlerin Green Card başvurusu yapmadan önce ülkeden ayrılmalarının “beklendiği” yorumuna dayanan belirli bir INA yorumuna dayanıyor.
H-1B ve F-1 Sahipleri İçin Somut Riskler
USCIS, PM-602-0199 ile statü değişikliğini “olağanüstü bir kolaylık” ve “olağan konsolosluk vize sürecini devre dışı bırakmak için tasarlanmamış idari bir lütuf” olarak yeniden çerçeveledi. H-1B ve L-1 vize sahipleri için bu memorandum, USCIS memurlarının takdir etkenlerini nasıl tartacağı konusunda anlamlı bir değişimi temsil ediyor.
Memorandum, çift niyet (dual-intent) sınıflandırmalarının statü değişikliğini sürdürmekle bağdaşabilir olduğunu açıkça kabul ediyor. Bununla birlikte, TN, O-1, E-3, H-1B ve E-2 vize sahiplerinin, bu başvurulara ek inceleme uygulanabileceğinden, memorandumun davalarına etkisini avukatlarıyla birlikte takip etmeleri gerekiyor.
Özellikle F-1 öğrencileri ve çift niyet güvencesi olmayan diğer vize kategorileri için kalıcı oturma başvurularının zamanlaması dikkatli biçimde değerlendirilmeli.
Bu durum, Türkiye’den ABD’de lisans, yüksek lisans veya doktora yapan ve mezuniyet sonrasında Green Card yoluna girmeyi planlayan öğrenciler için kritik bir uyarı niteliği taşıyor.
Bu Türkiye’den Gidenler İçin Ne Anlama Geliyor?
Türkiye’den ABD’ye gitmiş ya da gitmeyi planlayan kişiler için bu gelişmenin pratik sonuçları şöyle özetlenebilir:
- Geçmişiniz artık daha büyük önem taşıyor:
Memurların göç kanunlarının veya statü koşullarının ihlallerini, USCIS veya herhangi bir devlet kurumuyla ilişkilerde sahtecilik ya da yanlış tanıklık vakalarını ve kabul veya parole başvurusunun o tarihte yürürlükteki yasa, yönetmelik ve politikaları ihlal edip etmediğini göz önünde bulundurması yönünde yönlendirme var. - Dosyanızı önceden güçlendirin:
Başvurucular, her H-1B veya L-1 dilekçesi ve uzatması için tüm I-797 onay bildirimlerini, pasaportlardaki önceki vize damgalarını, CBP seyahat geçmişi portalından tüm I-94 kayıtlarını ve tüm pasaport biyografik sayfalarının kopyalarını derlemelidir. Bağımlılar için ise H-4 ya da L-2 belgeleri, EAD, çocukların okul kayıt belgeleri ve aşı kayıtları hazırlanmalıdır. - F-1’den H-1B’ye geçiş yapanlar dikkat:
F-1, OPT, STEM OPT veya J-1 gibi önceki çift niyet içermeyen veya geçici vize kategorilerinden giriş yapıldıysa, kesintisiz yasal statüyü göstermek için tüm ilgili belgeler bir araya getirilmeli. - Konsolosluk işlemi ön plana çıkıyor:
Bu politika değişikliğinin bir sonucu olarak pek çok başvurucunun, ABD içinden değil, yurt dışındaki konsolosluklardan —yani Türkiye için Ankara veya İstanbul büyükelçiliğinden— Green Card başvurusu yapması gerekebilir.
Hukuki Durum ve Önümüzdeki Süreç
Memorandum yeni uygunluk şartları yaratmıyor ve statü değişikliği başvurularını yasaklamıyor. Ancak, teknik uygunluk koşullarını karşılayan başvurucuların davalarının reddilebileceğini öngören ve USCIS memurlarının statü değişikliğini karara bağlarken geniş takdir yetkisine sahip olduğunu pekiştiren uzun süredir geçerli hukuki ilkeleri yineliyor.
Statü değişikliğinin, yurt dışında bir konsolosluk veya büyükelçilikten işlem yapılmasına alternatif olarak Göçmenlik ve Milliyet Kanunu’nda açıkça yer aldığı gerekçesiyle dava açılması bekleniyor.
Memorandumun memurlar tarafından nasıl uygulanacağını ve bunun bireyleri nasıl etkileyeceğini anlamak için henüz çok erken; zira bu bir yönetmelik değil ve pek çok yönü itirazlara açık.
Sonuç olarak ABD’deki Green Card sürecinin en kritik aşamalarından biri olan “içeriden başvuru” kapısı daralmış görünüyor. H-1B çalışanlarından F-1 öğrencilerine, E-2 yatırımcılarından aile birleşimi başvurucularına kadar ABD’deki her Türk vatandaşının bu gelişmeyi yakından takip etmesi gerekiyor.
Kaynaklar
- USCIS – Politika Memorandumu PM-602-0199 (Resmi Metin, uscis.gov)
- WR Immigration – Employer Advisory: PM-602-0199
- Harris Beach Murtha – USCIS Reframes Adjustment of Status
- Manifest Law – USCIS Policy Memo on Adjustment of Status, Explained
- Reddy Neumann Brown PC – Preparing Your I-485 in the Era of Discretionary Scrutiny
- U.S. Department of State – Visa Bulletin (travel.state.gov)
Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Göçmenlik kuralları sık değişebilir; başvuru yapmadan önce resmi kaynakları (uscis.gov, travel.state.gov) kontrol edin ve bir göçmenlik avukatına danışın.
